Ana içeriğe atla

Kayıtlar

KALBİN ODALARI

Yürüdükçe yürüdüm… Ayaklarım bir yanda kafam bir yanda… Göz kapaklarıma binen ağırlıktan gözümü açamıyorum. Milyonlarca soru beynimi kemiriyor. Soruyor, cevap veriyorum, bir daha soruyor başka bir cevap buluyorum. Bir daha, bir daha derken yorgun düştüm. Bayılmışım. Kendime geldiğimde uzaktan küçük bir ışığın sızdığını gördüm. Karanlıkta ışığa doğru yürümek istedim. Tekrar düştüm. Düştüğüm yer neresiydi? Kalbin hangi odasıydı bilemedim. Masmavi bir oda hayal ettim. Nefes alacak, soru sormayacak ve sadece kendime odaklanacaktım. Birden karşımda gördüğüm o yorgun yüzle irkildim. Bitkin, mutsuz ve yaşlı bu yüz bendim. Çizgilerim öyle derindi ki korktum. Bu korkudan kaçarken garip bir endişe sardı içimi. Sarı sapsarı bir dünyaya uyandım. Yapraklar solmuş, yeşili unutalı yıllar olmuş. Kahveye dönenler yerlerde, kırmızılar dallarda soğuğa direniyor. İçimdeki korku büyük bir boşluğa dönüştü, büyüdükçe büyüdü. Koca bir kara delik. Simsiyah bir korkuya dayanmak. Kalbin hangi odası...

YILDÖNÜMÜ

Tam 1 yıldır neredeyse her gün rüyamda görüyorum babamı. Göz göre göre gitti babam…                         Son saniyeye kadar konduramadık bu gidişi ona. Annem tam bir yıldır O’nun gelmesini bekliyor. Ben de.  Pencereden bakınca aşağıdan gülerek el sallayacak ve birazdan kapı zili çalacak diyorum ama ne kapı çalıyor ne de bize el sallayan var.   “Güzel kuzuuum … “ sesi hala kulaklarımda. Ona sıkı sıkı sarılmak ve ‘seni çok seviyorum baba’ demek istedim defalarca …  Ona sarıldığımda höykürmekten ve bu höykürüşün onda yaratacağı dramalardan korktum…  Birbirimizi ne kadar kandırırsak o kadar iyi demişti doktoru. Bizi taşlaştıran belki de bu cümleydi.  Boğazımıza bir yumruk gibi düğümlenmişti bir şey ne öksürünce ne de hıçkırınca geçmiyordu.  2 yıl orada öylece durdu.  Taaaa ki cenazeden dönüp evin kapısında siyah, tozlu, parlak, kirli, temiz, eski, yeni yüzlerce ayakkabıyı görünceye kadar. ...

YENİ YIL, MÜFTÜ VE HEDİYE OPERASYONU

Aralık ayını çok severim. Yeni yıl öncesidir. Göksel’in doğum günü arkasından iş yerinde dışarıda çarşıda pazarda her yerde yeni yıl kutlamaları… Her yer, rengarenk, ışıl ışıl… Boyumdan büyük yılbaşı ağacını süslemek, Ada’nın biz ağacı süslerken ke ndinden geçercesine heyecanlanışı… Annem bile neredeyse Noel Baba’ya inanacak... Bu yıl Noel Baba yine gelecek. Her yıl olduğu gibi… Belki bu sene adam olur da kapıdan girer! Böylece müftülerimizin içi rahat eder. Aslında “adam olsaydı kapıdan girerdi” diyen çok kıymetli aydın müftümüze bir tavsiyem var. Kendisine “Hediye Operasyonu” filmine gitmesini şiddetle öneririm zira orada Noel Baba akıllı elfler sayesinde kapıdan giriyor. Belki bacadan girme geleneğine getirilen bu modern yorumu daha çok sever kimbilir? Burada müftü dahil, işin özünü kaçıranlara sesleniyorum. Siz de “Hediye Operasyonu” filmine gitseniz iyi olur. Tamamı 3D olan bu eğlenceli, muhteşem filmde kullanılan harika teknikler ve efektlerin arasında çok gerçek bir cümle ...

BABALARINI KAYBEDEN KIZLARA…

Onu çok severdim… O hep aklımda… Ablam annemin, ben babamın kızıydım. Babam gideli 2.5 yıl oldu… Bana onu çağrıştıran o kadar çok şey var ki… Okul zili, okul bahçesi, bir öğrenci, bir öğretmen, Andımız, İstiklal Marşı, Bayrak törenleri, Beypazarı, Safranbolu, Kehribar bir tespih, askılı pantolon giyen bir adam, kanser hastası, yakını kanserden ölen biri, babamın kankası Zeki amca, annem, amcam, halalarım… Zambaklar, ıhlamurlar, evimiz, balkonumuz, çam ağaçları, guguk kuşları, motosikletler, yaz akşamları… Cesaretimin kırıldığı anlar, moralimin bozulduğu durumlar, eski bir pikap, eski bir plak, bir Çobanoğlu türküsü, Neşet Ertaş, Arif Sağ, Oktay Akbal, dolmakalem, mürekkep, mürekkepli kırmızı dolma kalem, mürekkepli kırmızı mavi kalem, siyah kalem, yıllık plan... Onu o kadar çok özlüyorum ki… Ev arkadaşım bir gün babasının fotoğrafını alıp ...

İNSAN KALBİNE İNANIRIM BEN

İnsanların enerjilerine inanırım ben. O enerjiler ki insanları güzel ya da çirkin yapar. İnsanın yüzüne vurur enerjisi. Hem de sıradan bir gözün bile hemen farkedebileceği derecede. Kalbini sağlam tutanların enerjisi yüksek olur. Paylaşabilen, iyiliğe hakkını veren, övgüden korkmayan, haksız yere yermeyenlerin kalbi sağlam durur. "Güzel insan" deriz. Yanlarında kendimizi rahat hissederiz. Yormaz yani bizi. Germez. Kendi de gerilmez. Pozitiftir onların enerjileri. Sizi dinlemesini bilir. Onlara bir şeyler anlatmak ayrı bir keyiftir. Ciddiye alındığınızı hissedersiniz yanlarında. Yanınızdan hiç ayırmak istemediğiniz yastığınız, en sevdiğiniz kitabınız, kendinize en çok yakıştırdığınız kıyafetiniz gibidir onlar ve ne yazık ki onlar etrafımızda çok fazla yoklar. (Benim etrafımda çok var öyle insanlar diyorsanız doğrusu çok şanslısınız:)) Bazıları ise rahatsızlık verir insana. Adını koyamazsınız… Durup dururken afakanlar basar onların yanında. "Elektriğim ...

NOEL BABA YİNE GELDİ

Aralık ayı gelince bir telaştır başlar ...  Bu yıl Noel Baba gelecek mi?  Yıl ne kadar kötü geçerse geçsin yılın son günleri hep güzeldir.  Ben yeni yılı önemsiyorum. Yılın son günlerine veda ve yeni yıla merhaba demek için selam duran heryeri ve herkesi heyecanla izliyorum. Caddelerin ışıl ışıl yanışını, alışveriş merkezlerindeki süslemeleri, mağazaların kırmızı hediye paketlerini... İnsanların telaşlarını seviyorum. Yılbaşı sofrası için alınan özel örtüleri, camların önünü süsleyen bibloları, her sene özenle süslenen yılbaşı ağacını ve ağacın tepesindeki yıldızı ve en çok da usul usul yağan karın dinginliği ile evin karanlık salonuna düşen yeni yıl ağacının ışıklarını, Ada’nın Noel Baba’ya inanıp ona verilmek üzere bize liste yazdırışını, listekileri alıp paketleri gizlice eve sokma çabamızı ve Ada uyuduktan sonra ağacın altına koyuşumuzu, akşam Noel Baba gelmiş diyerek Ada’yı uyandırışımızı ve Ada’nın yumuk yumuk gözleriyle yarı uykulu ağaca doğru koşuşunu ve sonra b...

COOKART ve BİZ

Yemekle aranız nasıl? Bu da soru mu şimdi. Herkesin iyidir. Bir kere herkes yemek yemeyi sever. Hele lezzetli yemeklere herkes bayılır. Bol soslu makarnalar, harika salatalar, tadı damağınızda kalan çorbalar... Sadece pahalı restoranlarda yiyebileceğinizi zannettiğiniz daha pek çok lezzet... Eşim yemeklerimi beğenmiyor! Hep aynı yemekleri yapıyorum. Ben hiç sos bilmem. Hazır yemekten sıkıldık valla. Şöyle lezzetli bir çorba olsa da içsek. Ya crème brule.? Olsa da yesek? Size yemek üzerine kurulmuş çok çook ve çooook cümleler türetebilirim ama en iyisi herkes kendi cümlesine konsantre olsun. Zira şimdi anlatacaklarım cümleniz ne olursa olsun mutlaka ilginizi çekecek. Efendim olay şöyle başladı. Günlerden bir gün işyerinde nefes alamamak ve sürekli sorunlarla boğuşmaktan bunaldığım bir anda aklımdan ağlamaklı cümleler geçiyordu. Allahım bu daha ne kadar devam edecek.? Ben hiç nefes alamayacak mıyım? Kendi kendime acıyor, offlayıp puffluyordum. Sanki ilahi bir güç beni duymuştu. O sırada ...