Ana içeriğe atla

Kayıtlar

YENİ YIL, MÜFTÜ VE HEDİYE OPERASYONU

Aralık ayını çok severim. Yeni yıl öncesidir. Göksel’in doğum günü arkasından iş yerinde dışarıda çarşıda pazarda her yerde yeni yıl kutlamaları… Her yer, rengarenk, ışıl ışıl… Boyumdan büyük yılbaşı ağacını süslemek, Ada’nın biz ağacı süslerken ke ndinden geçercesine heyecanlanışı… Annem bile neredeyse Noel Baba’ya inanacak... Bu yıl Noel Baba yine gelecek. Her yıl olduğu gibi… Belki bu sene adam olur da kapıdan girer! Böylece müftülerimizin içi rahat eder. Aslında “adam olsaydı kapıdan girerdi” diyen çok kıymetli aydın müftümüze bir tavsiyem var. Kendisine “Hediye Operasyonu” filmine gitmesini şiddetle öneririm zira orada Noel Baba akıllı elfler sayesinde kapıdan giriyor. Belki bacadan girme geleneğine getirilen bu modern yorumu daha çok sever kimbilir? Burada müftü dahil, işin özünü kaçıranlara sesleniyorum. Siz de “Hediye Operasyonu” filmine gitseniz iyi olur. Tamamı 3D olan bu eğlenceli, muhteşem filmde kullanılan harika teknikler ve efektlerin arasında çok gerçek bir cümle ...

BABALARINI KAYBEDEN KIZLARA…

Onu çok severdim… O hep aklımda… Ablam annemin, ben babamın kızıydım. Babam gideli 2.5 yıl oldu… Bana onu çağrıştıran o kadar çok şey var ki… Okul zili, okul bahçesi, bir öğrenci, bir öğretmen, Andımız, İstiklal Marşı, Bayrak törenleri, Beypazarı, Safranbolu, Kehribar bir tespih, askılı pantolon giyen bir adam, kanser hastası, yakını kanserden ölen biri, babamın kankası Zeki amca, annem, amcam, halalarım… Zambaklar, ıhlamurlar, evimiz, balkonumuz, çam ağaçları, guguk kuşları, motosikletler, yaz akşamları… Cesaretimin kırıldığı anlar, moralimin bozulduğu durumlar, eski bir pikap, eski bir plak, bir Çobanoğlu türküsü, Neşet Ertaş, Arif Sağ, Oktay Akbal, dolmakalem, mürekkep, mürekkepli kırmızı dolma kalem, mürekkepli kırmızı mavi kalem, siyah kalem, yıllık plan... Onu o kadar çok özlüyorum ki… Ev arkadaşım bir gün babasının fotoğrafını alıp ...

İNSAN KALBİNE İNANIRIM BEN

İnsanların enerjilerine inanırım ben. O enerjiler ki insanları güzel ya da çirkin yapar. İnsanın yüzüne vurur enerjisi. Hem de sıradan bir gözün bile hemen farkedebileceği derecede. Kalbini sağlam tutanların enerjisi yüksek olur. Paylaşabilen, iyiliğe hakkını veren, övgüden korkmayan, haksız yere yermeyenlerin kalbi sağlam durur. "Güzel insan" deriz. Yanlarında kendimizi rahat hissederiz. Yormaz yani bizi. Germez. Kendi de gerilmez. Pozitiftir onların enerjileri. Sizi dinlemesini bilir. Onlara bir şeyler anlatmak ayrı bir keyiftir. Ciddiye alındığınızı hissedersiniz yanlarında. Yanınızdan hiç ayırmak istemediğiniz yastığınız, en sevdiğiniz kitabınız, kendinize en çok yakıştırdığınız kıyafetiniz gibidir onlar ve ne yazık ki onlar etrafımızda çok fazla yoklar. (Benim etrafımda çok var öyle insanlar diyorsanız doğrusu çok şanslısınız:)) Bazıları ise rahatsızlık verir insana. Adını koyamazsınız… Durup dururken afakanlar basar onların yanında. "Elektriğim ...

NOEL BABA YİNE GELDİ

Aralık ayı gelince bir telaştır başlar ...  Bu yıl Noel Baba gelecek mi?  Yıl ne kadar kötü geçerse geçsin yılın son günleri hep güzeldir.  Ben yeni yılı önemsiyorum. Yılın son günlerine veda ve yeni yıla merhaba demek için selam duran heryeri ve herkesi heyecanla izliyorum. Caddelerin ışıl ışıl yanışını, alışveriş merkezlerindeki süslemeleri, mağazaların kırmızı hediye paketlerini... İnsanların telaşlarını seviyorum. Yılbaşı sofrası için alınan özel örtüleri, camların önünü süsleyen bibloları, her sene özenle süslenen yılbaşı ağacını ve ağacın tepesindeki yıldızı ve en çok da usul usul yağan karın dinginliği ile evin karanlık salonuna düşen yeni yıl ağacının ışıklarını, Ada’nın Noel Baba’ya inanıp ona verilmek üzere bize liste yazdırışını, listekileri alıp paketleri gizlice eve sokma çabamızı ve Ada uyuduktan sonra ağacın altına koyuşumuzu, akşam Noel Baba gelmiş diyerek Ada’yı uyandırışımızı ve Ada’nın yumuk yumuk gözleriyle yarı uykulu ağaca doğru koşuşunu ve sonra b...

COOKART ve BİZ

Yemekle aranız nasıl? Bu da soru mu şimdi. Herkesin iyidir. Bir kere herkes yemek yemeyi sever. Hele lezzetli yemeklere herkes bayılır. Bol soslu makarnalar, harika salatalar, tadı damağınızda kalan çorbalar... Sadece pahalı restoranlarda yiyebileceğinizi zannettiğiniz daha pek çok lezzet... Eşim yemeklerimi beğenmiyor! Hep aynı yemekleri yapıyorum. Ben hiç sos bilmem. Hazır yemekten sıkıldık valla. Şöyle lezzetli bir çorba olsa da içsek. Ya crème brule.? Olsa da yesek? Size yemek üzerine kurulmuş çok çook ve çooook cümleler türetebilirim ama en iyisi herkes kendi cümlesine konsantre olsun. Zira şimdi anlatacaklarım cümleniz ne olursa olsun mutlaka ilginizi çekecek. Efendim olay şöyle başladı. Günlerden bir gün işyerinde nefes alamamak ve sürekli sorunlarla boğuşmaktan bunaldığım bir anda aklımdan ağlamaklı cümleler geçiyordu. Allahım bu daha ne kadar devam edecek.? Ben hiç nefes alamayacak mıyım? Kendi kendime acıyor, offlayıp puffluyordum. Sanki ilahi bir güç beni duymuştu. O sırada ...

BUGÜN ANNELER GÜNÜ...

Bugün anneler günü. Kızım bana güzel bir şiir yazmış ve harika bir de resim yapmış... Bizim evde kutlamalar dün başladı. Daha ayakkabılarımı çıkarmadan Ada yanıma koştu ve heyecanla okul çantasından çıkardığı şeyi arkasına saklayarak ‘sana süprizim’ var dedi, ekledi: ‘Anne sen çilek reçeli seversin di mi’. Sevmesem de sevesim geldi çilek reçelini. Öyle güzel sordu öyle heyecanlı baktı ki! Okulda küçük bir kavanoza reçel koymuş ve görseniz kavanozu nasıl süslemiş… Hatırlıyorum ben de küçükken anneme plastik bir tuzluk almıştım (gülmeyin) tuzluk ne alaka diyenler olabilir. O zamanlar modaydı ve ayrıca param ona yetmişti sanırım.  Anneler günü dolayısıyla birkaç şey yazmak için bloğumu açtığımda gördüklerim canımı sıktı. Son yazımı Ekim’de yayınlamışım ve bu arada kimse bana not yazmamış.  Ben nasıl dağıttım böyle bana neler oldu inanın ben bile bilmiyorum.  En yakın arkadaşlarım bizi unuttun diye sitem ediyor, annem ‘kızım geliyorum gidiyorum hiç konuşmuyorsun’ diyor, eş...

ÇÖP MÜ NE ÇÖPÜ ?

11’e 10 Kala, Ben ve Defne ‘Çöp mü ne çöpü. Koleksiyon onlar. Koleksiyon diye bir şey vardır.’ Filmi izleyenler bu diyaloğu hemen ayırtedecekler. Bence filmin en keyifli sahnesiydi. Önceleri sıkıcı gibi görünen o sinirli ihtiyar, film ilerledikçe nasıl da büyüdü büyüdü kahraman oldu. Başarı burda gizli bence. 11’e 10 Kala… Altın Koza’nın En İyi Film, En İyi Yönetmen ödülü onundu bu yıl. Herşey bir anda oldu. Önceden gitmeye niyetlendiğimiz ama benim yoğunluğum ve plansızlığım yüzünden programlayamadığımız filme gitmek için o gün öğleden sonra bir kararlılıkla telefona sarıldım. Defne hazır ol. Akşama gidiyoruz. Dafnis’im kankam anında işyerindeydi. Toplandık gittik. Kendimizi bir anda Cinebonus’un kapısında bulduk. Hemen biletlerimizi aldık. Salona girdik. Mustafa DOK’un filmini görmek için sabırsızlıkla bekliyoruz ama salonda kimsenin olmaması da dikkatimizden kaçmıyor. Birkaç kişi mutlaka gelir diyoruz ama ışıklar kapanıyor film başlıyor durum hala değişmiyor. Filmi Def...